|
|
|
 | |
Son on yılı zehir eden sayısız etnik çatışmaya müdahale edilmesinin veya edilmemesinin ahlaki açılımlarını ele alan önsözüyle birlikte Michael Walzer’ın bu klasikleşmiş çalışması, Atinalıların Melos saldırısından ABD’nin Vietnam’daki katliamına dek tarihten birçok örneği inceliyor; tarihî olaylarda karar makamında bulunan kişiler ile bu olayların kurbanlarının tanıklıklarına başvurarak, savaş ve ahlakın ana meselelerine eğiliyor. Walzer’ın savaşla ilgili tezleri, insanların yüzleşebileceği en ciddi ahlak sınavıdır, üstelik bu tezler, tarihin tüm dönemleri boyunca geçerliliğini koruyan siyasi ve ahlaki bir kuram meydana getirmektedir. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Yapmak istediğim hep budur: Ya içinde bulunduğumuz noktadan kuşkuya düşürmek ya da 'mış' gibi yaptığımız hayatı aslına çevirmeye çalışmak. Sanatın başka ne amacı olabilir?
Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
David Lewis’in Modal Realizminde Dünya-Ötesi
Karşıolgusal Önermeler, İkinci-Dereceden Dünyalar Ve Dünyalar-Arası Nedensellik Sorunları
Aret Karademir, Pakize Arıkan Sandıkçıoğlu
Nietzsche’nin Düşüncesinde “Tanrı’nın Ölümü”
Sebahattin Çevikbaş
Siyaset Felsefesi, İnsan Doğası Ve Kolektif Eylem
Zeynel Kılınç
Toplum Metafiziği Mi Toplum Felsefesi Mi?:
Rousseau ve Sartre
Ogün Ürek
Felsefe Tartışmaları Hakkında
Derginin Biçimsel Kuralları
Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Bu kitap bilim, teknoloji ve aşktan bahsediyor. Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu halının üstüne oturmuş, oyuncak midillisinin kuyruğunu örmekte. Kendini işine öyle kaptırmış ki dünya yıkılsa duyacak gibi değil. Midillinin parlak plastik saçları uzun ve sağlam. Çocuk onunla saatlerce oynuyor. Önce kuyruğu üç parçaya ayırıp örmekle işe başlıyor. Ardından örgüyü çözüp kuyruğu bu kez dokuz parçaya bölüyor. Sonra bu dokuz parçayı üçlü guruplara ayırıp tekrar örüyor ve üç ayrı örgü elde ediyor. Daha sonra bu üç örgüyü tek bir örgüyle birleştiriyor. Bu örgüyü de çözen kız şimdi yirmi yedi parça ile başlayıp önce onları dokuz örgü, sonra üç, sonra da tek örgü haline getiriyor. Küçük kız bir yandan küçük midillisiyle böyle oynarken bir yandan da farkında olmadan rakamlar üzerine düşünüyor. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Bu kitap, klinik psikolog ve eğitimci Belkıs Halim Vassaf’ın, 1929’da İstanbul Üniversitesi’nde Georges Dumézil’in öğrencisiyken tuttuğu notlar ile Dumézil’in bir bilimci olarak çalışmalarını ele alan iki makaleden oluşuyor. Bu makalelerden Ali Akay’ın kaleme aldığı ilki, Dumézil’in eserleri ve kişiliği üzerine odaklanmışken, Sumru Özsoy’un makalesi Dumézil’in Kafkas dilleri, özellikle de Ubıhça üzerine yaptığı araştırmalar hakkında bilgi veriyor. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Genlerle ilgili son keşiflere dayanan başarılı bilim yazarı Matt Ridley, insan davranışlarının kökenine eğildiği bu özenli kitabında dikkatini doğa-yetiştirme tartışmasına çeviriyor. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Bu kitap insan denilen dolaylı hayvanın izini sürüyor. Kovaladığı ama bir türlü yakalamayı başaramadığı bu gizemli hayvanın ardında bıraktığı izleri okumaya çalışarak onu anlamaya çabalıyor. İlk ataları hominidlerden başlayıp, totem hayvanlarına, yarı hayvan yarı tanrılardan nefs hayvanlarına, canavarlardan ... Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Osmanlı kültürü, oluşma safhasının büyük bir kısmını ona ev sahipliği yapan Edirne ve civarına borçludur. Bu borç, aradan geçen beş asırlık süreye rağmen hâlâ hakkıyla ödenememiştir. Bu çalışma, söz konusu borcun beş yıllık bir çalışmanın neticesinde biriken “faizini” ödeme teşebbüsüdür. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi tarafından yıl içinde yapılan söyleşi, panel ve sunumlar gönüllü öğrenciler tarafından deşifre edilmekte ve ortaya çıkan metinler yıllık olarak bir kitapta toplanarak yayımlanmaktadır. 2008 yılında aralarında Aleksandr Sokurov, Ali Poyrazoğlu, Ayşe Kulin, Cem Özer, Derya Alabora, Ece Temelkuran, Emel Sayın, Genco Erkal, Halil Ergün, Uğur Yücel ve Rutkay Aziz'in de yer aldığı... Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
|
 | |
İnsanların ruh hali, kişiliği, karakteri, duyguları, düşünceleri, bedeni, dünya görüşü vs. sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisindedir. Ne var ki, herkeste meydana gelebilen bütün bu değişimlere karşın, bir insanın zamanla bambaşka bir kişiye dönüştüğünü de söyleyemeyiz. Başka bir deyişle, insanların birçok yönü değişse bile onların esas itibariyle aynı kişiler olarak kaldığı fikrini taşırız. Peki, bir insanda bazı değişimlere karşın değişmeden kalan şey nedir? Ya da gerçekten değişmeden kalan bir şey var mıdır? İnsan aslında nedir ve onun ne olduğunu nasıl bilebiliriz? İşte elinizdeki kitabın konusu budur: ‘Ben’ neyim ve ‘kendimi’ nasıl bilirim? Bu kitap, benlik kavramının, felsefe tarihinde modern dönem diye adlandırılan 17. ve 18. yüzyıllardaki durumunu epistemolojik ve ontolojik açılardan incelemektir. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Dilbilim Araştırmaları 2009/II
Çiğdem Sağın-Şimşek, Jochen Rehbein, Ezel Babur
İşlevsel Edimbilim Yöntemiyle Metin İçinde
Gösterme Alanının İncelenmesi
Burcu İlkay Karaman
Contronymy and Equivalence:
a Case Study on German ‘aufgeben’ (Upgive)
Anlam Karşıtlığı ve Eşdeğerlik:
Almanca’daki ‘aufgeben’ Sözcüğü Üzerine Bir Çalışma
Lütfiye Oktar, Murat Özgen
Kılıç Veysel (çev.). 2009. Bilgi Sorunları ve Dil: Managua Dersleri.
İstanbul: BGST Yayınları
Chomsky, N. 1988. Language and Problems of Knowledge:
The Mangua Lectures. Cambridge, Massachusetts: MIT Press.
Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
Genişletilmiş Yeni Baskı
|
 | |
Görünen yönü dışında yüz nedir? Yüz, uzuvlarının toplamından mı ibarettir? Bu kitapta savunulacak düşünce, yüzün, onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlası olduğudur. Ancak basit bir şekilde, her yüzün biricik olduğunu ifade etmekle de yetinilmeyecektir. Evet, yüz herkeste başkadır. Ancak bütün bu birbirinden farklı ve değişken yüzlerin ardında, zihnin derinliklerinde bir yerlerde bir Yüz var mıdır? Bu kitabın niyeti, yüz’den Yüz’e doğru gitmek. Maskenin ardında gerçekten bir yüz olup olmadığını sorgulamak. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
“...İki hafta sonra çadırlar söküldü ve tehcir edilenler bir kez daha bilinmez bir yere doğru yola çıkarıldılar. Jandarma çadırın yanında duruyordu. Oğlan ona yaklaştı ve üzerinde küçücük renkli boncuklarla çiçek desenleri işlenmiş küçük bir bozuk para kesesini kabul etmesini rica etti. Bu oğlan için kıymetli bir şeydi. Bu keseyi ona doğduğu şehirde Noel ve Paskalya’da amcasıyla birlikte ziyaret ettikleri mahkûmlar vermişti. Oğlanın evinden getirdiği hediyelere karşılık olarak mahkûmlar da bunu vermek istemişlerdi. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Klinik Psikoloji, psikoloji biliminin en eski uzmanlık alanıdır. Gücünü, gelişme evrelerinde psikolojik değerlendirmelerde kullanılmak üzere geliştirilen testler üzerine inşa etmiştir. Bu gücü, bilimsel sağlamalara tabi tutarak geliştirdiği psikoterapi yaklaşımları ile pekiştirmiştir. Klinik psikolojide uzmanlaşmış bir psikoloğun en belirgin ayırdedici iki özelliği, psikolojik değerlendirme ve psikoterapi becerileridir. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Lehrer, sinirbilimdeki son çalışmaların ışığında; Proust’un romanlarının belleğimizin, Cézanne’ın resimlerinin görme duyumuzun, Stravinski’nin müziğinin işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışlarının dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinlerinin ise zihnimizin çalışma ilkelerini nasıl da doğru bir şekilde önceden ortaya koyduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Elinizdeki çalışma, Osmanlı tarih yazıcılığındaki hâkim akımlardan ayrılmaktadır. Devlet odaklı olan önceki çalışmaların çoğu; maden havzasındaki üretim, devlet politikaları, emperyalizm ve gayrimüslimlerin maden sahibi olmaları gibi meseleleri ele almışlar, işçileri ise Osmanlı Devleti’nin ilgisizliğinin kurbanları ve Cumhuriyet dönemi devlet politikalarından faydalanan kişiler olarak görmüşlerdir. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Marshall McLuhan’ın yıllar önce ileri sürmüş olduğu gibi, kitabın insani gelişimin merkezinde yer aldığı bir dönem sona eriyor olabilir mi? Eğer durum gerçekten böyle ise, o zaman kendimize karşı bir sorumluluğumuz olduğunu hatırlayıp kitapları bizim için değerli kılan şeyin ne olduğu hakkında yeniden düşünmeliyiz. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|
|
|
|
 | |
Gösterge ekonomi politiğinin eleştirisini yapan kuramcı sayısı yok denilecek kadar azdır. Veblen ve Goblot kültürel sınıf çözümlemesinin önünü açan çok önemli isimlerdir. Bu çözümleme “diyalektik materyalizmin” yapmış olduğu üretim güçleriyle ilgili çözümlemenin ötesine geçerek gösterişe yönelik bir değerler mantığından söz etmektedir. Bu mantığa göre egemen sınıf toplum üstünde kurduğu ve kodlar aracılığıyla sürdürdüğü hâkimiyeti devam ettirebilmek amacıyla, değerleri “tözsel açıdan değişikliğe” uğratmış ve böylelikle ekonomik düzende devrimler yaparak, toplumsal ilişkilerde değişikliğe yol açılmasını engellemiştir. Yazının tamamı için tıklayınız..
|
|
|
|